26 Temmuz 2009 Pazar

ADAPTATİON (2002)


"Kafamda özgün bir düşünce var mı? Kel kafamda? Belki daha mutlu olsaydım, saçlarım dökülüyor olmazdı. Hayat kısa; İyi değerlendirmem gerek. Bugün kalan hayatımın ilk günü. Ben yürüyen bir klişeyim. Doktora gidip, bacağımı muayene ettirmem gerek. Yanlış bir şey var. Kalça kemiğim.
Dişçi gene aradı. Çok geç kaldım. İşlerimi ertelemeyi kesersem, daha mutlu olabilirim. Tek yaptığım koca kıçımın üstünde oturmak. Kıçım bu kadar büyük olmasaydı, daha mutlu olabilirdim. Gömleklerimi kıçımı saklamak için sarkıtmazdım.
Tekrar jokinge başlamalıyım. Günde 5 mil, bu sefer yapmalıyım. Belki de kaya tırmanışı. Hayatımı tersine çevirmeliyim. Ne yapmam gerek?
Aşık olmam gerek. Bir sevgilimin olması gerek. Daha fazla okumalıyım. Kendimi geliştirmeliyim.
Rusça falan öğrensem nasıl olur? Veya bir enstrüman alsam? Çince konuşabilirim. Çince konuşan ve obua çalan senaryo yazarı bulmak oldukça güç. Bu harika olur.
Saçımı kısa kestirmem gerek. Kendimi ve insanları saçlarım konusunda kandırmaya çalışmayı kesmeliyim.
Ne kadar üzücü? Olduğum gibi görünüp, kendime güvenmeliyim. Kadınların etkilendiği şey de bu değil midir?
Erkeklerin çekici olmasına gerek yok. Ama bu doğru değil. Özellikle de şu günlerde. Bu aralar erkeklerin üzerindeki baskı neredeyse kadınların üzerindeki kadar. Neden sadece var olduğum için gülünç duruma düştüğümü hissediyorum? Belki de beyin kimyamdan dolayıdır. Belki de benimle ilgili yanlış olan şey budur. Kötü kimya. Hormonel sorunlar ve korkular kimyasal dengesizliğe indirgenebilir. Ya da bir çeşit tepki vermeyen sincapsam. Bu konuda birinden yardım almalıyım... Ama akabinde de çirkin olacağım. Hiçbir şey bunu değiştiremez."



“Tutkuyla bağlı olduğun tek bir şey bul ve onun hakkında yaz.”

Bir yazarın yazamama durumuyla ilgili yapılmış en iyi filmlerden birisidir Adaptation. Bir diğer yazamama durumunu ele alan başarılı film, ‘Coen Biraderler’in ‘Barton Fink’idir. Fakat Adaptation, konunun işlenişi, senaryosu ve kurgusuyla Barton Fink’den ayrı tutulması gereken bir film. Adaptation, yazan her insanın da bildiği yaratım sürecinde geçirilen buhranlı anları gerçekçi şekilde anlatan alışılagelmişin çok dışında bir film.Yaratma sürecinde insan, kendince kusursuz olana ulaşması için birçok yol dener. İlham gelene dek dener de dener. Taki istediği oluncaya dek. Fakat yaratma sürecinde bazan öyle anlar olur ki yazım aşamasında duraklar ve bir satır yazmak çok zor bir hal alabilir.
Zekice bir kurguya sahip Adaptation, böyle bir süreci Charlie Kaufman’ın farklı senaryosu ile anlatmayı iyi biliyor. Charlie Kaufman’nın yazdığı film senaryolarına bakıldığında hepsinin çok farklı bir konum ve tarzda olduğu görülür. Bu film de “Being John Malkowich’ yaratıcı ekibi tarafından yapıldı. Charlie Kaufman, büyük filmlerin büyük senaryolarını yazan usta bir senarist. Haliyle film izlerken ne kadar değişik bir işi izleyeceğinizi önceden tahmin etmek çok zor değil. Bu filmde Charlie Kaufman başrole kendisini koyar. Yanına da tamamıyla kendisine zıt bir hayali kardeş yaratır: Donald Kaufman.

Kişisel sorunları olan Charlie Kaufman, Susan Orlean’ın orkidelerle ilgili “The Orchid Thief” adlı kitabını senaryolaştıracak bir senaristtir. Filmde bir de ikiz kardeşi Donald Kaufman vardır. Fakat kitapta gerilim ya da izleyicinin dikkatini çekecek bir şey olmadığını düşünen Charlie, bir türlü senaryosuna istediği şekli veremez. Yazım sürecinde bir yandan senaryo ile ilgili düşünürken bir yandan da kendini yargılayarak bunalımlı bir süreç geçirir. Bu sırada hiçbir özelliği ve yeteneği olmamasına rağmen, kendisiyle son derece barışık, insan ilişkilerinde başarılı kardeşi, Donald Kaufman da bir gerilim filmi senaryosu yazmaya başlar. Ve senaryo bittiğinde yapımcılar tarafından beğenilir. Bu sırada film, Susan Orlean’ın kitabı yazdığı tarihe, yani geçmişe giderek farklı bir kurguyla ilerler. Kitabın yazım sürecinde Susan Orlean ve kitabın başkarakteri orkidelere tutkuyla bağlı olan John Laroche arasındaki ilişkiye tanık olunuyor. Ve orkidelerle ilgili faydalı bilgileri öğrenmenin yanı sıra orkidelere karşı sevgi beslemeye başlıyor izleyici.

Kitabı okuyan ve Susan Orlean’ın harika bir kitap yazdığını düşünen Charlie Kaufman, kendisnin ona karşı sorumlu olduğunu düşünerek daha da bir çıkmaza girer. Yapmak istediği şey, daha önce çiçekler üzerine film yapılmadığı için insanlara çiçekleri sevdirecek tamamıyla farklı ve mükemmel bir senaryo yazmaktır. Fakat bir türlü kendisiyle barışık olamayan Charlie, istediği sonuca varamaz. Çünkü bir türlü yapmak istediği şeyi yapamaz. Ne yapacağını, insanlara çiçekleri nasıl sevdireceğini bilemez.

“Sen sevdiğin kişisindir; seni seven değil.”

Film, insanların kendisi olmalarının önemli olduğuna vurgu yaparak, başkalarının kendileri hakkında ne düşündüklerinin önemli olmaması gerektiğine de hayli güzel sahnelerle değiniyor. Önemli olan insanın kendini ya da eserlerini başkasının beğenmesi değil kendisinin beğenmesidir. Film bittiğinde kendisiyle küs olan insan, iç yolculuğa çıkarak kendini sorgulama gereği duyuyor. Film bu sorgulamayı izleyiciye yaptırabiliyorsa bence bu film güzel filmdir.


İnsanların bir şeye tutkuyla bağlı olmasının hayatlarnı daha iyi yapacağını gösteren film, bu doğrultuda tek bir şey de olsa insanların sevdiği bir şey bulmasının önemine dikkat çekiyor. Filmde orkidelere olan tutku çok başarılı anlatılıyor. Bir şeye tutkuyla bağlı olmayı bu kadar güzel anlatabilen çok az film vardır.
Orkideleri seven John Laroche rolünde Chris Cooper, etkileyici bir performans sergiliyor. Nitekim akademi de bu performansı görmezden gelmedi ve Chris Cooper'ı En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülüne layık gördü. Aynı şekilde Meryl Streep de Susan Orlean karakterine ustalıkla can veriyor. Bir insanın kaybedeceği şeyleri düşündüğü anda yapabileceği şeyleri anlatan ölüm sahnesinde, gerçekten çok başarılı bir oyunculuk örneği gösteriyor. 2003 yılında Meryl Streep, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar ödülüne aday olurken Charlie Kaufman ve Donald Kaufman da En İyi Uyarlama Senaryo dalında Oscar’a aday olmuşlardır. Filmde yer alan müziklerden Turtles’in, Happy Together ve Queen’in, Under Pressue herkesin beğenisini toplayan harika müziklerdir. Özellikle Happy Together’ı, Cage’in ağzından birkaç defa dinliyoruz. Güzel ve değişik sesiyle söylediği bu şarkı, insanın içini farklı bir neşe farklı bir hüzünle dolduruyor.

Yetenekli oyuncu Nicolas Cage, Charlie ve Donald Kaufman performanslarıyla adeta tek vucutta iki kişilik harika bir gösteri sunuyor. Bu rolüyle en iyi oyuncu dalında Oscar’a da aday olan Cage, adeta iki Oscarı hakediyor desek abartmış olmayız. Nitekim filmin kendini bulmasında Nicolas Cage’in önemli bir katkısı var. Birbirine zıt iki kardeşin birbirleriyle olan çekişmelerini, tersliklerini canlandırmak hayli güç olmasına rağmen Cage, inandırıcı bir oyunculukla ayakta alkışlanacak nitelikte bir performans sergiliyor.
Nicolas Cage, Charlie’nin çektiği yaratıcılık sancısını ve bu durumun zaten sorunlu olan ruh haline yansımasını çok güzel yansıtırken, bir yandan da zıt bir ruh halinde olan Donald Kaufman’ı da başarıyla canlandırarak oyunculuk dersi veriyor.

2 yorum:

  1. Nicolas Cage kendisinden hiç beklemediğim bir performans göstererek neredeyse taptığım Charlie Kaufman'a ve de bu ilginç filmine bir nevi hayat vermiş. Tüm filmlerini izlemiş olmasam da Nicolas Cage'in kendisinden en uzak haliyle oynadığı film gibi geliyor Adaptation bana, ve aynı filmde iki zıt karaktere birden bürünebilmesi de saygı uyandırıcıydı... Kısacası film de Cage de çok başarılıydı. Kendisine saygı duymamı sağlayan ilk filmi oldu bu açıkcası. Happy together şarkısını ise çok sevmeme rağmen şarkının bu filmde nerelerde geçtiğini hatırlayamadım, ilk fırsatta bir daha izleyeceğim demek oluyor bu.

    YanıtlaSil
  2. Charlie Kaufman senaryoları, her zaman içindeki zekaya karşı şapka çıkartılacak nitelikte oluyor. Bahsettiğiniz gibi Cage, kendisiyle sorunu olan karakterleri çok daha başarılı canlandırıyor. (örn: Matchstick Man...)
    Happy Together, iki yerde Cage tarafından söyleniyor; birincisi Charlie'nin, Donald'ı otel odasına çağırdığı anda Donald tarafından söyleniyor. (Donald, Susan Orlean ile görüştükten sonra.) İkincisi de, arabayla kaçarken geçirdikleri kazadan sonra, kan içinde yerde yatan Donald'ın gülümseyen yüzüne bakarken Charlie tarafından söyleniyor. Üçüncüsü ise filmde, çiçeklerin stop motion tekniği ile büyüyüp geliştiği son sahnede, Turtles tarafından söyleniyor.
    Hoşcakalın...

    YanıtlaSil